|
LİMON ÇİÇEKLERİ
Sen, benim Akdeniz’in
limon bahçelerinde
büyüdüğümü bilirsin.
Limon ağaçları narindir.
Çiçekleri de öyle.
Minicik beyaz yaprakları vardır umut dolu.
Emek verirsen yeterince, meyveye dönüşeceklerdir.
Seversin onları, sularsın.
İlaçlar, gübrelersin.
Gözün gibi, kızın gibi bakarsın onlara.
Senin benim gibi konuşmazlar.
Ama onların da dilleri vardır anlayana.
Çok su verirsen çürür, suyu esirgersen
kururlar.
Korumazsan böcekten, haşarattan hastalanır
hatta ölürler.
Onyedisinde bir gelin gibi ürkektir onlar.
Üstelik savunmasız.
Bir o kadar da vermeye hazır.
Ama dedim ya...
Emek ister, sabır ister,
yürek ister, en önemlisi sevgi ister onlar.
Bir fidanın meyveye
dönmesi yıllarını alır insanın.
Çocuğun gibidirler.
Kuruyan yaprakları yüzünden korkular kaplar
yüreğini.
Her sabah bir bir kucaklarsın ağaçları
adeta.
Onları görmeden geçen bir tek günün bile
tadı yoktur.
Bir de Güney’in
dolusu vardır. Denk geldin mi bilmem.
Verirsin emeği,sabrı,yüreği..
Çiçeklenir bahçen bir gelin kadar beyaz.
Ve bir gün bakarsın gökyüzü kararır.
Hiddetlenir, öfke bağırır gümbür, gümbür.
Gelin kız korkar. Sen korkarsın ama ne
çare.
Dolu taneleri vurur da vurur küçük, beyaz
çiçeklere.
Sabrın meyveleri ölür.. Sen ölürsün ardı
sıra.
İŞTE SEN; BENİM
VURGUNUMSUM BİRTANEM.
YAĞAN ACIMASIZ DOLU TANELERİ KADAR AĞIR,
ÖLÜM KADAR HAFİF.
Doludan sonra umut
kalır
gözlerinden yüreğine giden uzun yolda.
Yeniden başlarsın yitirdiklerini unutmak
için.
“Bir yıl daha” dersin.
“Bir yıl daha. Seneye kadar biraz daha
sabırdan ne çıkar.”
Ağaçlar hâlâ dimdik, sımsıkı toprağa sarılmış
gelecek mevsimi bekler korkulardan arınıp.
Sen de öyle...
Daha beteri de
vardır güney’in gecelerinde.
Sana umudu da çok görür, bilir misin?
Dona çeker havası.
Toprak sıkışır, sıkışır, sıkışır...
Nefes aldırmaz emeğine, sevgine.
O yıl meyveye dönecektir yüreğin belki
de
yıllar sonra ilk kez.
Ah...
Ne çaresizliktir o...
Eğer bilememişsen doğanın ne söylediğini,
anlamamışsan iklimin dilinden ve
ısıtmaya koşmamışsan bahçeni,
ateşler yakıp toprağı gevşetmeyi akıl
etmemişsen...
Kan çekilmeye başlar yüreğinden damla
damla...
Hem onun hem senin.
Kararır kökler, dallar.
Karasından anlarsın olan biteni ve karalar
bağlarsın.
İşte güney'in donu
vurdu mu artık umut yoktur.
Bu gerçekten de ölmektir.
Sen benim sevgimdin
emek verdiğim..
Sabrımdın.
Yüreğimdin.
Ben doğanın dilini bilemedim.
Dinlemedi beni hiç... Anlatamadım.
Konuşmadı benimle. Anlayamadım.
Don vurdu 23. yılında
emeğimi
Kan çekildi sevgimden
Durdu sabrım..
Yüreğim vurgun yemişten beter..
İŞTE SEN; BENİM
FELAKETİMSİN,
YOK OLUŞUM BİRTANEM.
Bu yüzden gitmeni
istedim.
Şimdi bende kalan ne varsa; serpiştirili
ardın sıra.
Gözyaşlarını görürsen dönüp ardına baktığında
Yüreğinde dizeler sıralanırsa kendiliğinden,
sevgiye dair.
Rüzgârın sessizliğinde hüznü duyarsan
Beni hatırla ne olur.
Çünkü artık, sendeki sevgi, hüzün, gözyaşı
ve sevgiyim ben.
Bir tek limon çiçeği
var sende olmayan
Eğer bir gün onlarla tanışırsan
Benim için topla olur mu?
Benim sana veremediğim
ne varsa
mutluluk adına, huzur adına
tümünü senin için diliyorum.
Birtanem.
Yolun açık olsun!
Gülsüm Güven
|